İsrail basınına göre Türkiye Orta Doğu’da giderek güç merkezi haline geliyor

İsrail basınından The Jerusalem Post, Türkiye’nin Orta Doğu’daki artan nüfuzunu ve bölgesel bir güç merkezine dönüşümünü konu alan bir analiz yayımladı. Haberde, Batılı ülkelerin bu değişimi yeterince kavrayamadığı ifade edildi.

İsrail basınına göre Türkiye Orta Doğu’da giderek güç merkezi haline geliyor
Yayınlanma: Mayıs 21, 2026 Güncelleme: Mayıs 21, 2026

İsrail basınından The Jerusalem Post tarafından yayımlanan analizde, Türkiye’nin son yıllarda Orta Doğu’da artan nüfuzu, bölgesel bir güç merkezine dönüşümü ve Batılı devletlerin bu yeni rolü yeterince anlayamadığı yönündeki değerlendirmeler yer aldı. Haberde, Türkiye’nin bölgedeki konumunun giderek daha belirgin hale geldiği ve bu sürecin farklı alanlardaki gelişmelerle desteklendiği ifade edildi.

Türkiye’nin bölgesel konumuna ilişkin genel değerlendirme

Yayımlanan analizde, Türkiye’nin son yıllarda Orta Doğu’da artan etkisinin dikkat çekici olduğu belirtilirken, ülkenin bölgesel bir güç olmaktan çıkarak daha geniş bir etki alanına yöneldiği ifade edildi. Metinde, savunma sanayiinde yapılan yatırımların bu sürecin önemli bir parçası olduğu ve bu yatırımların zamanla sonuç vermeye başladığı vurgulandı.

Ayrıca, geçmişte karşılaşılan ambargolar nedeniyle Türkiye’nin hareket alanının daha sınırlı olduğu, ancak gelinen noktada bu durumun değiştiği ve ülkenin bölgesel etkisini artırarak küresel bir aktör olma yolunda ilerlediği aktarıldı. Bu değerlendirmeler, Türkiye’nin Orta Doğu’daki rolünün yeniden şekillendiğine işaret eden bir çerçevede sunuldu.

Suriye’de yaşanan gelişmeler ve yeni dönem vurgusu

Analizde, Aralık 2024’te Esad rejiminin çöküşü ile birlikte Suriye’de yeni bir dönemin başladığı ifade edildi. Bu gelişmenin İran liderliğindeki “Direniş Ekseni” açısından stratejik bir yenilgi, Batı ve bölgesel ortaklar açısından ise bir kazanım olarak değerlendirildiği belirtildi. Türkiye açısından ise bu sürecin Suriye’de yeni bir dönemin başlangıcı olduğu yönünde yorumlara yer verildi.

Metinde, Türkiye’nin bölgede kalıcı bir güç inşa ettiği ancak bunu büyük ölçüde sessiz bir şekilde gerçekleştirdiği ifade edilirken, Batılı ülkelerin bu dönüşümün kapsamını henüz tam olarak kavrayamadığı görüşü aktarıldı. Bu durum, Türkiye’nin bölgesel gelişmelerdeki rolünün farklı bir bakış açısıyla ele alınmasına neden oldu.

Ankara’nın Suriye politikası ve iş birliği adımları

Analizde Türkiye’nin Suriye’nin siyasi altyapısının finansmanına katkı sağladığı ve yeni kurulan yapıyı desteklemeye yönelik adımlar attığı belirtildi. Bu yaklaşımın Ankara’nın “kardeşlik ve dostluk” politikalarıyla uyumlu olduğu ifade edildi.

Ayrıca Türkiye’nin Suriye’ye yönelik olarak kaynak sağlama, güvenlik garantisi sunma ve uluslararası destek oluşturma yönünde çeşitli girişimlerde bulunduğu aktarıldı. Bu adımların iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesine katkı sunduğu değerlendirmesi metinde yer aldı.

Türk kurumsal modelinin yeniden inşa sürecindeki rolü

Haberde, Türkiye’nin Suriye’nin yeniden inşası sürecinde aktif rol üstlenmeye hazırlandığı ifade edildi. Bu kapsamda havalimanları, otoyollar ve enerji hatları gibi altyapı projelerine yönelik planlamaların bulunduğu aktarıldı.

Ayrıca özel sektörün yanı sıra AFAD ve TİKA gibi Türk kurumlarının da süreçte yer aldığı, eğitim, sağlık ve mesleki eğitim alanlarında çeşitli yapılar inşa edildiği belirtildi. Bu faaliyetlerin Türk kurumsal modelinin bir yansıması olduğu ve iki ülke arasındaki bağları güçlendirdiği ifade edildi.

İHA teknolojileri ve savunma sanayi vurgusu

Analizde Türkiye’nin insansız hava sistemleri alanında küresel ölçekte önemli bir konuma sahip olduğu ifade edildi. Bu kapasitenin, Suriye’nin kuzeyindeki yeniden yapılanma süreçleriyle birlikte değerlendirildiği aktarıldı.

Türkiye’nin insansız hava aracı altyapısına yönelik çalışmalar yürüttüğü belirtilirken, bu gelişmelerin savunma sanayiindeki ilerlemelerle bağlantılı olduğu ifade edildi. Ayrıca Türkiye’nin bu alandaki rolünün bölgesel dengeler açısından dikkat çekici olduğu vurgulandı.

Bölgesel strateji, Mavi Vatan ve sessiz yaklaşım

Metinde Türkiye ile Suriye arasında gelecekte Akdeniz bölgesinde iş birliklerinin gündeme gelebileceği değerlendirmesi yer aldı. Türkiye’nin “Mavi Vatan” denizcilik doktrinine ilişkin yaklaşımının da bu süreçte önem kazanabileceği ifade edildi.

Ayrıca Türkiye’nin bölgesel politikalarını daha sessiz bir şekilde yürüttüğü, bu yaklaşımın bir strateji olarak değerlendirildiği belirtildi. Haberde bu sessizliğin bir güvence değil, sistematik bir yöntem olduğu yönünde ifadeler yer aldı.

Bölgesel güç dengelerine ilişkin değerlendirmeler

Analizde, İran’ın en güçlü olduğu dönemler dahil olmak üzere hiçbir bölgesel aktörün Türkiye’nin ortaya koyduğu etki düzeyine ulaşamadığı yönünde değerlendirmeler aktarıldı. Bu karşılaştırmanın bölgesel güç dengeleri açısından dikkat çekici olduğu ifade edildi.

İran’ın bölgesel hedeflerini açıkça ifade etmesi nedeniyle çeşitli yaptırımlar ve askeri baskılarla karşılaştığı belirtilirken, Türkiye’nin ise farklı bir yaklaşım izlediği ve daha sessiz bir strateji geliştirdiği ifade edildi. Bu durumun iki ülkenin bölgesel politikaları arasındaki farklılığı ortaya koyduğu aktarıldı.

Yayımlanan analizde genel olarak Türkiye’nin Orta Doğu’daki artan rolünün dikkatle izlendiği ve bölgesel güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir döneme işaret edildiği ifade edildi.